Futbol Oynamış Devrimciler (5)

0
109

Değerli okurlarım, futbolu uzun yıllar oynamış, bırakmış ya da devam eden yıldızlar, sadece meşin yuvarlakla ilgilenmezler. Rakiplerine karşı çok duyarlı olurlar. Şan, şöhret, para ile yetinmezler, halka yakın olmak, onların sorunlarını yüreklerinde hissederler. O yıldızlar, sadece yeşil zemin üzerindeki futbollarıyla, çalımlarıyla, kurtarışlarıyla ya da çizgi üzerinden top çıkarmalarıyla gönüllerde taht kurmazlar. Halk içindeki duruşlarıyla daha fazla itibar görürler. Bu yaklaşımları onları daha da asil yapar. Bunların biri de, “Çizgi Metin” lakaplı Metin Kurt idi. Bu efsane olmuş, devrimci futbolcuyu kaybettik. O müstesna futbolcu yukarıda saydığım tanımları karşılayan biriydi. Allah rahmetini esirgemesin.

Şimdi, Kara Panter namıyla anılan Portekizli Eusebio’dan söz etmek istiyorum. Bu efsane futbolcuyu sahalarda iki kez gördüm ama üçüncüsünü keşke görmeseydim. Amansız bir hastalığa yakalanmış ve artık dik duramıyordu. Kendisine sorulan bir soruyu şöyle cevaplamış…

“-Efsane olmak nasıl bir şey?”

“-Halkın içinden gelmiş biriyim. Efsane değil insanım…”

Efendim, efsane kavramını birine yakıştırmakla, o kişinin o sözcüğü kabullenme arasında önemli farklar bulunmaktadır. Havalara girmesi, şımarması, insanlara tepeden bakması gibi… Günümüzde bunları yapanlar oldukça fazla. “Halkın içinden gelmiş biriyim” diyebilmek o kadar önemli ki. Hazımlı olmak, mütevazı olabilmek çok önemli, Bravo EUSEBİO!

Bir efsane ve devrimci daha: Şilili efsane futbolcu İvan Zamorano! Real Madrid’de de oynamış ama ben O’nun İnter’de oynadığı yılları hatırlıyorum. La Liga’da gol kralı oldu. Zamanın en çok kazanan futbolcularından biriydi. Gazetelerde 40 milyonluk bir servete sahip olduğu söyleniyordu. Bu devrimci futbolcu bir röportajda aynen şunları söylemiş:

“…Futbolda yaklaşık kırk milyon dolar kazandım. Bu paranın üçte biriyle, ülkemden on bin çocuğu ilkokuldan üniversite bitimine kadar okuttum. Hiç birisi de benim onları okuttuğumu bilmez. Bana kalan parayla ülkemin en zenginlerinden biriyim. Ama öbür zenginliğin tadı daha başka…”

Konuyu pekiştirmek için bir örnek daha vermek istiyorum. Oleg BLOKHİN. SSCB futbol efsanesi. Jübilesinden sonra da futbolla yatıp kalktı. Ta ki ülkesi Ukrayna’da yaşanan turuncu devrime kadar! Devrimin dış destekli olduğuna kanaat getirerek “Zaman artık futbol değil, siyaset zamanı” dedi ve milli takım hocalığından istifa etti. Tam dokuz yıl parlamentoda ülkesi için kafa yordu.

“-Neden böyle yaptın?” diyenlere, “-Öyle yapmasaydım, halkımın yanında olmasaydım mutsuz olurdum” demişti.

Bu makaleyi benden isteyen okurlarım, muhtemelen “Gezi Parkı Kükreyişinden” esinlenerek istediklerini tahmin ediyorum. Her halükarda okurlarım istedikten sonra derhal. Hepsinin hizmetindeyim. Rahmetli Metin Kurt’un dışında dünyada efsane olmuş devrimci futbolcular çok fazla. Bütün efsaneler, halkla iç içe olmanın asaletinden söz ederler. Halka sırtını dönenler, onlara tepeden bakanlar günün birinde her şeylerini kaybederler demektedirler. Gezi Parkı Direnişi tüm dünyada bomba etkisi yaratmıştır. Bakalım gençlerin bu direnişi ülkemizi ve siyasetini nasıl etkileyecek. Ben sık-sık söylüyorum ya kısa süre sonra Samsun’dan bir kurtarıcı gelecektir.

Mutlu olun, mutlu kalın… SAYGILARIMLA

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here